Ah Kalbim!

13/2/2008 ·

Uğur Kaymaz'ın anısına...

Zeytin dalında

al kanlı güvercinler;

ah kalbim...

Vurdular, 

son çarpışında kasıldı

gelinlik pelerini kanatları.

Kırptılar,

kanattılar delik deşik,

peş peşe on üç kurşun sıktılar,

kıydılar Uğur'uma,

Uğur'una

     ülkemin... 

 

2006

Bedri Adanır

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Sağılmış Ömür

13/2/2008 ·

-Maktulü meçhul bir intihar mektubundan alıntıdır-

 

Hayalleri sağılmış bir ömürde

işlemez zaman!

Sabah olmaz mesela,

Duyulmaz vakitli vakitsiz

horoz ötüşleri

ve kepenk sesleri…

Yapraklar kıpırdamaz,

Dutlar dökülmez.

Güneş doğsa da ısıtmaz,

aydınlatmaz topraktan sızıpta;

 

sararan yapraklar

fotosentez yapamaz!

 

Örtseler de üstümü,

rüzgar üşütmez;

ne söndürebilir artık yangınları,

ne de körükleyebilir…

 

Düşte görülmez o vakit,

hayal kurulmaz;

bir değil,

bin bir kıvılcım da çaksan umuda,

tutuşmaz;

bir hüsran daha sığmaz bu ömre.

Geldi çattı işte,

vakitlerden o vakit;

hiçbir pranga tutamaz artık ölümü!

 

8 Şubat 2008

İstanbul

 

Bedri Adanır

Bul beni Yar!

10/1/2008 ·

I.
Aşkın hangi kıyısındasın yar?
Ve hangi kıyısında en delidir dalgalar?
Gel biliyorsan,
Şimdi oraya adreslendi en sen düşlerim, hayallerim…
Gel hadi,
En ben düşlerini koyup da heybene,
Öpüşüm solmadan teninde
Ve hayallerim düşmeden hurdaya…

II.
Bul beni yar, durma!
Dövüp duruyorsa o kıyıda dalgalar bir kayayı çılgınca,
Biri henüz geri çekilmişken
Koşuyorsa bir diğeri azgın taylar gibi,
Ve hala yerindeyse o kaya,
Dinç, sakin ve biçare,
İşte ben o kayayım yar,
Bul beni,
Sar beni,
Topla beni,
Tenini ört üstüme,
Nefesini ver nefesime…
Bil ki ufalsam da kum tanelerince,
Çoğalıyorum aslında, sana dağılıyorum…

 

Bedri Adanır


Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Vakt-i Ayrılık 2

3/1/2008 ·

Çözülünce denizci düğümü aşklar,
Kana bular mavisini denizler,
Ay kara bulutları çeker üstüne,
Yakamozlar kaybolur,
Zifiri karanlık çöker,
Sokaklarda bir başıma,
Gölgesiz, sensiz,
İzbe sol yanımla bir ben kalırım,
Vakt-i ayrılıkta…

Dön, diyemem artık, dönme de…
Ama sen bilirsin;

"Ne denizler dağlardan bu kadar yüksek,
Ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı... Sen bilirsin..."

 

Bedri Adanır


Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Vakt-i Ayrılık

31/12/2007 ·

Düş değildi,

donup kalmıştık o günün

o saatinde:

Vakt-i ayrılık deminde…

 

Kopmuştu film,

tutamamıştık;

kayıp gitmişti

hayallerimizin hayatı...

 

Ocak 2007

 

Bedri Adanır

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Ne Olur Geri Dönme!

25/12/2007 ·

Çılgına dönmüş gecelerin sabahında,
Yorgun ve hatta bezginken hayata,
Ölesiye susayarak bir yanımla,
Öpüşlerim solmadan daha teninde,
Yitmeden, bitmeden, tükenmeden,
Tü-ket-me-den
Aradım seni!
Bulamadım;
Buldum, tanıyamadım!
Tanıdım, sevemedim bir daha.

Şimdi git artık, benden çok uzağa, gözümün ırağına…
Git…
Sana benzeyen her şeyi alarak git,
Ve sakın geri dönme,
“Ne olur geri dönme!”

 

B.Adanır


Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Tuvaline Kan Sıçramış Hayatın

20/12/2007 ·

Tuvaline kan sıçramış hayatın,

Sol yanından

Ayak diplerine,

İnce bir çizgide,

Üşüterek,

Acıtarak,

Sızlatarak…

Yargısız, imdatsız, sessiz…

Sensizlikte…

 

Tuvaline kan sıçramış hayatın,

Soluk maviler bile yok;

Ötesi mor yalnızlık sızısı…

O sızı, tanıdın mı?

Yitirmişliğin sızısı…

Pişmanlığın belkide,

Kim bilir?

 

Kim bilir?

Aklın kılıf biçemediği,

Kınını delen o sızıyı?

Kim bilir yitik aşkların sancısını?

Gidişlerin ardı sıra...

 

19.12.2007

 

B.Adanır

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Gözlerinde Ölünce

13/12/2007 ·

Hani çöllere düşünce yağmur damlaları ve ılık ölüm histerisiyle yutulunca toz zerrelerinin içinde, damladan öteye serin izler kalır geriye. Hem var oluş hem de yok oluş düşüncesinin ince çizgisindeki belirsizlikte büyüyen benliğin hissedilişi nasılsa bende öyleyim gözlerinin ışıltısında serince izler bırakıp ruhuma dönerim.

     Hani kuşların hayatlarına kıyar aykırı mevsimler ve dökülürler birer. Büzülmenin göllerine, gönüllerine hüznün… Kuşlar fırtınalarda kırılır çırpamadığı kanatları, titrek ve mecalsiz kalırlar boşluğun akıntısında. Nereye düşerlerse orada noktalarlar imrenilen özgürlüklerini.

     Kuşlar misali süzülüp mahsur kalırım şefkatinde. Gönlümden sana lime lime ve tepeden tırnağa vedia, adak dönüşürüm. Hiddetimde kanatlarını çırpmayan ve her yönünü mevsimi bilen bir ben…

     İç tırmalayan yolculuklarda başımı dayadığım buğulu, beklentilerim misali Acılarımın alfabesiyle adını yazdığım camların ötesinde, ardımda kalan coğrafyam kadar yaralı gözlerinin ateşiyle tutuşurum.

Ah gözlerin.
Ela ömrüm.
Mavi gülüşüm.
Yağız suskunluğum.
Hayıflanarak seyrettiğim gençliğim.

     Hani sokak lambalarının ışıkları vurunca mayalanmış karanlıkların koyuluğuna, masum bir aydınlık sızınca kaplıların boşluğuna, pencerelerden huzur arayan yüzler uzanıp camlardan, ırak mutluluklara sabretmeye amade kılarsa beklentilere; gözlerin öylesine vurup, sızar karanlığıma, huzura kanatıp seni bekleme amade kılarak.

     Gözlerinde ben ölünce… Sefaletimin künyesinde bana dair kurulmuş kandırılmışlıkların ve yitirmelerin bayat ve adi gülüş sesini duyarım. Ve seni ne kadar geç tanıdığımın inanılmaz derecedeki hırpalayıcı pişmanlığını…

     İçinde umut şifreleriyle mahsur bırakan gözlerin beni öldürünce her gördüğü yerde, bana(sana)yaşamayı, koşmayı, emeklemeyi, varmayı anlatır. Gözlerinin dingin ve hangi kıyıda duracağını bilen dalgaları, ruhu beş para etmez çıkar müsveddelerine didinmemeyi, onlara kul olmamayı öğütler.

     Hani yıldız düşerken şu üzerinde yaşadığımızın belli olmadığı toprakların bir yerlerine ve yıldızların seyrinde içimizdeki karmakarışık düşünceleri
göçeylerek…

     Hani ayrılık rengiyle karalanan satırların harcına karışıp ıpıslak kalınca mektup kâğıdı ve kekeleyerek şiirler yazarken kalemler düne, güne dair; mekânı belli bir yıldız gibi düşerim gözlerine yaşayacağıma inanıp kaybettiklerimi bulacağıma inanarak, bir dize gibi kayarım kirpiklerinden dudaklarına coşup ayrılığı unutarak.

     Hani toy aşıklar vardır her görüşünde ayakları kilitlenip tüm şivelerini yitirirler o an tatlı bir aptallıkla. Ben toy makamlarda düşerim gözlerinin sonsuzluğuna senden yeniden konuşmayı öğrenip aptallığımı severek.

     Gözlerinde ölünce ben; bin ben doğarım sende. Bin yılda bir dünyaya gelsem de
bir sefer göreceğime inanarak… Bin yılda bir tanesin deyip, hiçbir şeyle değiştirmeyip gözlerindeki ölüme sevdalanırım.

Ah gözlerin.
Ela ömrüm.
Mavi gülüşüm.
Yağız suskunluğum.

 

Müslüm Aslan


Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Umut Ekili Gözlerinde

10/12/2007 ·

Karanlık, ölesiye karanlık...
Her yandan fışkıran ölgün yürekler
ve ezilmiş papatyaların direnen kokusu...

Karanlık, ölesiye karanlık...
Toprağına, suyuna, yurduna,
yüreğine yabancılaşmış dev bir yığın!
Spartaküs'ün ateşi sönmeye yüz tutmuş.
Hasat zamanı, uykuda insanlık...

Karanlık, ölesiye karanlık...
"Boyayalım be abi" diyen çocuğun gözleri,
ve eli, sakat taklidi yapan dilencinin.
ve kan emicinin,
ve ağanın,
ve patronun göbeği...

Ölesiye karanlık,
ölesiye ölüm kokarken insanlık,
aydınlık bir yandan...
Papatya fışkıran gülistanlar
ve umut, ve öfke,
ve dindirilemez coşkun bir hüzün...
Ve gözlerin,
ateşin ve umudun harman yeri...
Karanlığın evrilişini müjdeliyor aydınlığa.
Ve diyalektik,
karanlığın içinde umutla dikilen,
gözlerin sayesinde ayakta duruyor.
Spartaküs'ün ateşi harlanıyor birden,
umut doluyor yüreğinden yüreğime...
"Hasat zamanı!" diye dikiliyorum,
uyuyan insanlığın kulağının dibine!
Sayende silkiniyorum,
umutla yürüyorum karanlığın üstüne...

Bir sevda,
daha neyi değiştirebilirdi ki ben de...

 

(Alıntıdır)


Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Sevdanın Diyalektiği

10/12/2007 ·

Bu şehir, sen, ve hayatın bütün unsurları,
Ayaklanırken bana karşı,
Yine yalnızlığa sığınıyorum.
Yine terk edilmişliğe,
Yine sevgisizliğe…

Biliyorum,
Bir vakte kadar her şey..
Her şey başlayıp, bitecek bir yerde…
Sen de, ben de, yalnızlık da, hayat da…
Ve lakin, anlamıyor insan karanlıktayken,
Aydınlığın ne kadar uzaklıkta olduğunu!
Ama diyalektik işliyor, durmadan işliyor,
Karanlık aydınlığı, aydınlık karanlığı doğuruyor içinden…

İşte ben senin içinden geçerken,
Yalnızlığı giyiniyorum üstüme,
Korkuyu, sindirilmişliği,
ve dolu dolu sevgiyi…
Ben senin içinden geçerken,
Seni giyiniyorum üstüme…
Çünkü ben seni,
Sende kendimden bir şeyler bulduğum için değil,
“sen” olduğun ve kendinden bana,
bir şeyler katacağın için seviyorum!

(Alıntıdır)

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

« Önceki ::